Kategoriler
Araba Bilgisayar Bilim ve Teknik Eğlence Elektronik Ev Bahçe Finans Hobi İletişim Kadın Kim Kimdir Kültür ve Sanat Müzik Sağlık Seyahat Siyaset Spor Yaşam Yiyecek İçecek


invilon web hosting kampanyası

Kaybolup Giden Eski Geleneklerimiz hakkında faydalı bilgiler

Kültür ve Sanat / Gelenek - Görenek
/Dosyalar/928_kaybolup-giden-eski-geleneklerimiz.jpg

Eskiden her şey yol-yordam takip edilerek yapılırdı. Eski geleneklerimizin çoğu, günümüzde bir kenara atılmış olup, unutulmak üzeredir. Bunların başında da düğünlerdeki geleneklerimiz gelmektedir. 
 
Eskiden evlenmelerin çoğu görücü usulüyle yapılır, çok az bir kısmı gönül ilişkilerinden sonra evlenmeyle sonuçlanırdı. Bazıları ise kaçma veya kaçırma ile olurdu.
 
Kız istemelerinde; ilk önce aileden bir büyüğün veya komşulardan birinin aracılığı ile kız tarafının görüşü alınır, eğer uygun olur ise söz kesilirdi. Söz kesiminden sonra nişan takılır, şerbet içilirdi. Nişanlılık süresi en az bir-iki yıl sürerdi. Zaten evlilikleri çoğu akrabayla ya da komşularla olurdu. Genelde uzun geçen nişanlılık süresinden sonra düğün güz aylarına denk getirilirdi. Çünkü tüm işlerin bitmesinden sonra düğün dernek işleri yapılırdı. Düğünler en az bir hafta sürerdi.
 
Kız istenirken başlık parası kesilirdi. Başlık parasından ayrı oğlan tarafının gücüne göre altın kesimi de yapılırdı. Ayrıca kızın kardeşleri veya amca çocukları tarafından xelat (armağan) olarak ya şeş agir (altı patlar), ya at, ya da benzer bir hediye kesimi yapılırdı. Genelde bu hediyeler alınsa da zaman zaman aracıların isteğiyle bundan vaz geçilir ya da tenzil yapılırdı. Nişanlılık süresinin uzun olması başlık parasının ödenmesiyle ilişkiliydi. Uzun nişanlılık süresi nedeniyle bazen nişanlı kızlar bile nişanlıları ile kaçarlardı.  Başlık parasını bulmak zor olduğu için düğünün yapılmasını geciktirirdi.
 
Düğün yapılıncaya kadar geçen sürelerdeki tüm bayramlarda ve kara çarşamba günlerinde kız evine ve geline çeşitli hediyeler gönderilirdi. Nişandan sonraki ilkbahar aylarında “kız ayağını açma” adı altında kız tarafı akrabalarıyla birlikte müsait bir yerde (genelde ziyaret olan yerlere) piknik yaptırılmaya götürülürdü. Kız ayağı açılmadan nişanlı kızın evden çıkması ayıp sayıldığından,  nişanlı kızın yakın komşularına bile gidilmesine izin verilmezdi.
 
Düğünlerde yazılı davetiye yoktu. Davet edilenler söz ile çağrılır, bir elma, elma yoksa benzeri bir meyve verilerek kişi düğüne davet edilirdi. Meyve olmadığı zamanlarda kâğıtlı şeker verilerek düğüne davet edilirdi. Yazılı davetiyeler son yıllarda yaygınlaşmıştır. 1970 ve 80’li yıllarda ilçemizde davetiyeler ya elle yazılır ya da teksirde çoğaltılan kâğıtlardan oluşurdu. Elma ve şeker verilerek çağrılma işi günümüzde köylerde dahi yapılmamakta olup terk edilmiştir. Günümüzde tüm düğünlerde; basılı, renkli, resimli davetiyeler kullanılmaktadır.
 
Tüm düğünlerde hem kız tarafı hem de erkek tarafı düğün yemeği verirdi. Kız evi yemeği; gelinin gideceği sabahı verirdi. Erkek tarafı ise düğünün gideceği gün veya bir gün önceden yemek verirdi.  Gerçi bu merkezde ve köylerde farklı uygulanırdı. Örneğin köylerde erkek tarafı yemeği gelin indirildikten sonra verirken, merkezde düğünden önce verilmekteydi. Günümüzde bu adet de hemen hemen bitmek üzeredir.
 
Günümüzde dikkat çeken en önemli adetlerden biri de düğünlerde dağıtılan çerezin kaldırılmasıdır. Eskiden hem nişanlar da, hem şerbetlerde hem de düğünlerde dağıtılan çerezler sanırım şimdi hemen hemen hiçbir düğünde dağıtılmamaktadır.
 
Düğünlerde en göze çarpan adetlerden biri olan çerez eskiden düğüncülere tas tas dağıtılıp ceplerde taşınan peşkirlere doldurulurdu. Önce bu açıktan dağıtım ortadan kaldırıldı, çerezler pakete girdi, sonradan pakette dağıtılan çerez de ortadan kaldırıldı.
 
O çerezler ki düğünlerin en vazgeçilmez âdetiydi. Çerezin kalitesine göre düğün evi değerlendirilirdi!
 
Düğünlerde dikkat çeken diğer önemeli bir adet de kına gecelerinde gezdirilen mumlu kınanın günümüzde kaldırılmasıdır. Düğünün son gecesi hem kız evi hem de oğlan evinde ezilen kınanın bir sini üzerine koyularak, etrafı da mumlarla süslenerek komşulardan durumu iyi olmayan birine gezdirilmesiydi.
 
Bu gezdirilme esnasında düğünde bulunanlar siniye para atarak gezdirene bir nevi yardımda bulunurlardı. İlk para sağdıçlar tarafından atılır sonra da diğer düğüncüler kına ya para atarlardı. Bu gelenekte kız tarafında gezdirilen kınaya daha çok önem verilir, özellikle düğünde yenge olanlar tarafında belli bir miktar belirlenerek tüm yengelerin vermesiyle olurdu. Bu da oğlan tarafında gezdirilen kınaya göre daha çok para vermekle sonuçlanırdı.
 
Diğer önemli bir adet de; oğlan tarafına giden düğüncülere düğünden üç gün veya bir hafta sonra dağıtılan çeyizdi. Kız evi tarafından hazırlanan ve düğün eşyası ile beraber getirilen dağıtma çeyiziydi. Bu çeyizin en önemelisi elle örülen yün çoraplar ile yine el emeği ve göz nuruyla yapılan çeşitli başörtüleriydi. Bunların yanında; gömlek, naylon çorap, iç çamaşırı ve havlu gibi eşyalarda dağıtılan çeyiz eşyası arasında bulunurdu. Daha eskiden yalnız elle örülen yün çorapları dağıtılırdı. Sonraları bu dağıtıma gömlek, iç çamaşırı, naylon çoraplar eklendi. Günümüzde bu gelenek de ortadan kalkmış durumdadır.
 
Ayrıca düğün yola çıkmadan kız evinde; tüm düğüncülerin katılımı esnasında, kız ve oğlan tarafından kıza verilen tüm eşyaların değeri ile birlikte yazılmasıydı. Buna da “çeyiz yazımı” denirdi. Düğüncüler içersinde okur-yazar olan biri tarafından (Genelde iyi mevkide olan bir memur tarafından) daktilo ile yazılırdı. Düğünde bulunan kız ve oğlan taraftarı düğüncülerin belirlediği fiyat ile yazılırdı eşyanın değeri. Özellikle eşyanın bedelinden daha fazla bir fiyat belirlenerek yazılırdı. Eşya yazımı bitti mi en sonunda kız ve oğlan babaları ile büyüklerden bir-kaç kişinin adı ile yazan kişinin adı en alta yazılır daktilodan çıkarıldıktan sonra imzalanır, bir sureti kız tarafına bir sureti ise oğlan tarafına verilirdi. Bu şekilde kimin ne kadar masraf yaptığı da ortaya çıkmış olurdu! Yazan kişiye, çeyiz içerisin de bulunan en güzel yün çorap hediye edilirdi. Bu çeyiz listeleri genellikle evde bulunan ve duvarda asılı olan Kuran’ın içerisinde saklanırdı…          
 
Köylerden gelin getirilirken iki gece kalınırdı. Yakın köylerde bir gece kalınırdı. Şimdiki düğünlerde yakın da olsa uzak da olsa gece kalınmıyor.
 
Özellikle köylerden gelin getirilirken; yolda, düğüne katılanlara bir yerde mola verilip önceden hazırlanan yiyeceklerin piknik yapar gibi yenilmesiydi. Oğlan tarafının ve düğüne yenge olarak katılanlar tarafından önceden hazırlanan; un helvası, kete ve pişirilmiş soğuk etten oluşurdu bu yiyecekler. Buna da “buryane” denirdi. Bu “buryane”ler genelde koyun veya keçiden hazırlanırdı. Çok lezzetli olurdu bu et. Bu esnada düğüne katılanlara çerez dağıtımı da yapılırdı.
 
Bu dinlenmeden sonra, düğünde bulunan genç biri tarafından sağdıçlara, gelin tarafından önceden işlenen bir küçük yastık veya kırlent müjde yastığı olarak gönderilirdi. Bundan maksat; “düğün gelmek üzeredir, ona göre hazırlıklı olun” du. Bu müjde yastığını getiren genç, yastığa karşılık sağdıçlardan iyi bir miktarda para alırdı. Düğüne atlarla gidilmişse atlılar kendi aralarında düğün boyunca çeşitli yarışlar yaparlardı.
 
1966 depreminden önceki düğünlerde gelin getirilirken (karşılanırken) damat ve arkadaşları damların üzerinde gelini beklerlerdi. Gelin attan veya arabadan indirilirken evin kapısının önüne getirilir, önceden hazırlanan elma damat tarafından gelinin başına atılarak düğün sonlandırılırdı. Gelinin başına atılan elma, önceden seçilmiş hafiften dilimlenerek bu dilimler arasına karanfil ve küçük paralar yerleştirilerek meyve tepsisi üzerinde sağdıçlardan birinin elinde bekletilirdi. Gelin dış kapının tam önüne getirilir, sağdıç tarafından elma gelinin başına düşecek şekilde ayarlanır, daha sonra damada verilerek damadın bu elmayı gelinin başına düşürmesi sağlanırdı. Elma atılırken elinde meyve tepsisi olan sağdıç da meyveyi gelinin başından aşağıya döker ve damdakilerin hep beraber kaçmasıyla düğün biterdi. Depremden sonra evler çatı olunca bu gelenek de yerini, gelinin koltuk edilmesiyle yani damadın gelinin koluna girip eve almasıyla  değişti...
 

İlginizi çekecek diğer makaleler
  • Feodalizm Nedir

  • Batı Astrolojisinde Burçlar

  • Kaybolup Giden Eski Geleneklerimiz

  • Fordizm Nedir

  • Astrolojide Evler Ve Anlamları

  • Ateş Hava Su Ve Toprak Grupları (Burçlar)

  • Almanların Gelenek ve Görenekleri nelerdir

  • İngiltere Gelenek ve Görenekler

  • 24 Kasım Öğretmenler Günü

  • Astroloji Nedir

  • Yorum Yazabilmek için üye olmanız gerekmektedir!
    Kaynak :
    Gösterim Sayısı : 4127
    Aldığı Puan : 1
    Puanlama yap :
    Eklenme Tarihi : : 20.02.2014
    Anahtar Kelimeler
    Reklamlar