Kategoriler
Araba Bilgisayar Bilim ve Teknik Eğlence Elektronik Ev Bahçe Finans Hobi İletişim Kadın Kim Kimdir Kültür ve Sanat Müzik Sağlık Seyahat Siyaset Spor Yaşam Yiyecek İçecek


invilon web hosting kampanyası

Halide Edib Adıvar zamanında feminizm hakkında faydalı bilgiler

Kültür ve Sanat / Tarih
/Dosyalar/2575_halide-edib-adivar-zamaninda-feminizm.jpg

1882-1964 yıllan arasında yaşayan Halide Edib Adıvar yazdığı yirmi bir roman, dört hikâye kitabı, iki tiyatro eseri ve çeşitli incelemeleriyle Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin en çok yapıt veren yazarlarındandır. Halide Edib-Adıvar. Mehmet Edlb Bey'in kızıdır ve annesi Bedrifem
Hanım, o küçük bir çocukken ölmüştür. 1901 yılında Amerikan Kız Koleji'ni bitiren yazar, kendisine matematik dersi vermekle olan dönemin ünlü matematikçisi Salih Zeki Bey'le evlenir ve bu evlilikten İki oğlu olur. 1908 yılı tüm ülke için olduğu gibi Halide Edib için de önemlidir; Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte onun da imzası çeşitli gazete ve dergilerde görülmeye başlanır ve aynı yıl ilk romanı olan Heyuiâ'yı yayımlar. 31 Mart Vak'ası nedeniyle Mısır'a gitmek zorunda kalan Halide Edlb. dostu Isabel Fry'ın daveti üzerine oradan İngiltere'ye geçer. Yazar, bu daveti Mor Salkımlı evde şöyle anlatır:
Bu günlerde benim Mısır'da olduğumu haber alan Isabel Fry'dan bir mektup aldım. Beni İngiltere'ye davet ediyordu. Bu memleket beni çok alâkadar etmekle beraber, biraz yalnız seyahat etmek korkusu, fakat en fazla çocuklarımdan ayrılmak beni bu daveti kabul etmemeye sevkediyordu. Salih Zeki Bey çocuklara bir ana gibi bakmayı vaat ediyor, sıhhatim ve maneviyatım için daveti kabul etmemi istiyordu. Uzun süren bir münakaşadan sonra kabul etmeye razı oldum.

Bu yolculuk Halide Edip'in o dönemde ingiltere'de sürüp giden kadın-erkek eşitliği ve kadınlara oy hakkı verilmesine ilişkin tartışmalara tanık
olmasına ve kadın-erkek eşitliğinin önemli savunucularından biri olan Bertrand Russell gibi dönemin önemli fikir adamlanyla tanışmasına olanak sağlar.1909 yılından itibaren ülkenin eğitim sorunlarıyla ilgilenmeye başlayan Halide Edib-Adıvar. 1916'da Beyrut ve Şam'daki okulların düzenlenmesiyle ilgilenir. Bu arada, Salih Zekinin ikinci defa evlenmeye kalkması üzerine 1910'da ondan ayrılan yazar 1917'de Doktor A. Adnan Adıvar'la evlenir. 1919 yılında İzmir'in işgalini protesto eden mitinglere katılan Halide Edib İstanbul'un işgali üzerine eşiyle birlikte Anadolu'ya geçer ve Kurtuluş Savaşı sürecine tanıklık eder. 1924 yılında Adnan Adıvar'la birlikle Türkiye'den ayrılan romancı 1939'a kadar yurt dışında kalır ve dönüşünde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Edebiyatı profesörlüğüne atanır. 1950-1954 yılları arasında İzmir milletvekilliği yapan Halide Edib, 9 Ocak 1964 tarihinde ölür. Halide Edib Adıvar  82 yıllık yaşamı boyunca Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışına, Kurtuluş Savaşına ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşuna tanıklık etmiş ve bu sancılı dönemlere İlişkin izlenimlerini gerek kurmaca gerekse kurmaca dışı yapıtlarında dile getirmiştir. Aynı süreç hiç şüphesiz Türk kadınının geleneksel yaşam tarzından kamusal alana geçişinin izlenmesi açısından da önemlidir. Halide Edib'in doğum tarihi olarak kabul edilen 1882 yılının aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu'nda kadınların nüfus sayımına ilk defa katıldıkları tarih olması da İlginç bir rastlantıdır.

Osmanlı toplumu, geleneksel yapısını Avrupa'ya göre daha uzun süre korumuş ve modernleşme süreci Osmanlı Imparatortuöu'nda oldukça geç başlamıştır. Buna bağlı olarak Osmanlı kadınının özgürlük ve eşitlik arzularını ortaya koyusu da ancak İkinci Meşrutiyet döneminde başlamıştır. İkinci Meşrutiyet döneminde Osmanlı kadınlarının kültürel ve düşünsel hareketliliği basın aracılığıyla kendini gösterir. Serpil Çakır. Osmanlı Kadın Hareketi adlı eserinde. Osmanlı İmparatorluğunda kadının konumunun modernleşmeye koşut olarak geliştiğini belirterek şöyle der: Tüm bu değişimler, o zamana dek yalnızca ev içinde anne ve eş rolleriyle sınırlanmış olan kadına da yansımış, kadın, toplumsal yaşamda farklı bir statü kazanmak amacıyla taleplerde bulunmaya başlamıştır. Bu konudaki en etkin rol basının olmuştur. O dönemde çıkan gazetelerde, özellikle pek çok kadın dergisinde sorunlarım ve beklentilerini yazarak, toplumu, özellikle kadınları bilinçlendirmeye ve istekleri doğrultusunda değişime hazırlamaya çaba gösteren kadınlar ayrıca, konferanslar düzenleyip çeşitli demekler kurmuşlar, bu demeklerde etkin görevler üstlenmişlerdir.

Kadın hakları konusunda böylesine yoğun bir hareketliliğin yaşandığı ve yoğun propagandanın sürdürüldüğü bu süreçte Halide Edib gibi bir öncü aydın kadın ne yapıyor, kadınlann özgürlüğü için verilen mücadelede kendisini nereye yerleştiriyordu? Kadın hakları için savaş veren kadınlarla ilişkileri ne durumdaydı? Serpil Çakır aynı eserinde, dönemin gazete ve dergileri incelendiğinde en çok rastlanılan yazarların listesini şöyle sıralıyor: Fatma Aliye ve Emine Semiye (Tarihçi Cevdet Paşanın kızları) yazın yaşamında belli bir yere sahip olmalarıyla dikkat Eğer kitabı kadın dergilerini bulmadan önce okusaydım geçmiş hakkında eksik ve yanlış bilgilendirildiğim için bu dergilere bakma gereğini bile duymayacak, yanlış sonuçlar çıkaracaktım. Çünkü bir eğitmen, demekçi ve dergici olan Nezihe Muhittin, kitabın odağına kendini ve yakın çevresindekileri oturtmuştur. Diğer kadınların yaptıklarını küçümseyip, kayda geçmediği için,kadınların görünülmezliğine bir katkı da kendisi yapmıştır.

Halide Edib "in de, döneminin Fatma Aliye Hanım ve Emine Semiye Hanım gibi kendisine rakip olabilecek aydın kadınlarını tıpkı Nezihe Muhittin gibi yok sayma, görünmez kılma yolunu seçtiğini düşünüyorum. Meşrutiyet döneminde en hareketli günlerini yaşayan Osmanlı kadın hareketi, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyefle birlikte yeni bir anlayışla ortaya çıkar. Vatan ve milletin kurtuluşunun ve yeni bir devletin temellerinin atılışının söz konusu olduğu bu dönemde, asıl vurgu vatan ve milletin bağımsızlığı ve bu bağımsızlık mücadelesinde kadının erkekle birlikte savaşması üzerinedir. Ayşe Durakbaşa, "Cumhuriyet Döneminde Kemalist Kadın Kimliğinin Oluşumu" adlı makalesinde ve 2000 yılında yayımlanan Halide Edib: Türk Modernleşmesi ve Feminizm başlıklı kitabında, Kemalist söylemin Türk kadınına sunduğu bu alternatif feminizm projesini ve Halide Edib'in bu söylemle ilişkisini ayrıntılı bir şekilde inceler ve onun Batılı anlamda bir feminizme sıcak bakmadığını belirtir: Kadın meselesinin Türkiye'de milliyetçi bir uyanış anında formüle edilmesi, toplumsal cinsiyetle ilgili meselelerin de böyle bir milliyetçi çerçeve içinde tartışılması nedeniyle, Halide Edib, Batı'da kamusal alanda toplumsal refah, eğitim ve sosyal yardım hizmetlerini öne çıkaran bir kadın hareketi ile daha rahatlıkla empali kurabiliyordu; kadın cinsinin erkek cinsine karşı mücadelesini isteyen militan feminist eylemlere ise yakınlık duymuyordu.

Bu nedenle Sufrajetler ona oldukça uzak, yabancı görünürken Miss Fry gibi idealist bir öğretmen ve kendisi gibi eğitim reformu, özellikle kadınların eğitimi alanında çalışan bir dava insanı ile dostluğunu sadakatle sürdürmüştü.  Halide Edib'e göre yegâne şerefli dava, ulusal dava için çalışmak ve ulusu yüceltmeye çalışmaktı. Bu davada kadın ve erkek, ulusal hizmet konusunda birbirlerinden ayırt edilemezdi. Sonuç olarak Türkiye'de kadınların kurtuluşunun Batılı feminizmden kesinlikle farklı olacağını ifade ediyordu. Önemli tarihsel kimliğinin de etkisiyle, günümüz okuruna "popüler bir milliyetçi femini[st]"  olarak sunulan Halide Edib'e romancı olarak da aynı nitelik yüklenmiş, onun romanlarının ne kadar feminist olduğu,romanlarında kadın haklarını ne kadar ateşli bir şekilde savunduğu üzerine tezler yazılmıştır. Dr. Yahya Kanbolat Halide Edib Adıvar'ın Romanlarında Feminizm Sorunu adını taşıyan incelemesinde yazarın yirmi bir romanının feminist bir okumasını yapmayı amaçlamış, ancak bu romanların birer özetini vermekle yetinmiştir. Üç bölüm halinde oluşturduğu yapıtın birinci bölümünde Halide Edib'in yaşam öyküsünü, ikinci bölümünde yazarın feminizmle ilgili olduğunu söylediği romanlarını, üçüncü bölümdeyse diğer romanlarını inceler. Kanbolat. çalışmasında Halide Edib'in feminizmle ilgili olduğunu söylediği romanlarının neden ve nasıl feminist olduğu sorularına kanımızca yeterli yanıt verememektedir.

Halide Edib'in romancılığını tartışırken sorulması gereken en temel soru, Türk modernitesinde öncü kimliğiyle ortaya çıkan yazarın kadın olduğu için romanları da feministtir önyargısından kurtulup romanlarının feminist romanlar olup olmadığıdır. Bu soru şu şekilde genişletilebilir: Kadın deneyimini romanlarının temeline oturtmuş olan Halide Edib'in yapıtları feminist kadın söylemi açısından ele alınabilir mi? Kadın yaşantısını ve duygulanımlarını dile getiren her yapıt feminist roman olarak nitelendirilebilir mi? Halide Edib'in feminist yazınla ilişkisini irdeleyebilmek için öncelikle yazarın romanlarında kadınlığın nasıl kurgulandığı, kadınların nasıl temsil edildikleri çözümlenmelidir.

Halide Edib-Adıvar"ın romanları kadınların temsili açısından temelde üç grupta toplanabilir:

a) Aldatılan kadının erkekle ilişkisini sürdürebilmek için bu aldatılışa boyun eğişine ve kendi özgürlüğünü ortaya koyamayışına. Aile kurumu ve
annelik olgusunun kadının onurunun çiğnenmesi pahasına yüceltilişine ve kadının özverisinin vurgulanışına tanık olunan Handan, Raik'in Annesi, Çaresaz ve Kalp Ağrısı gibi romanlar.

b) Erkekler dünyasında kadının varoluş şartlarının belirlendiği Yeni Turan, Ateşten Gömlek ve Vurun Kahpeye romanları ki bunlarda sürekli
kadının "kadınsılık'tan uzaklığı vurgulanır. Bu romanlarda, cinselliğinden ve dişiliğinden soyutlanmış, erkek için bu bağlamda herhangi bir tehlike oluşturmaması gereken dost ve arkadaş kadın, toplumun bağımsızlığı ve ilerlemesi için erkeklere, kendilerine biçilmiş ana bacı ve hemşire rollerinde yoldaşlık ederken resmedilir. Kadın karakterler, ulusun kurtuluşu uğruna gerektiğinde aşklarını ve hatta canlarını feda ederler ve böylece ataerkil söylemin kadına dayattığı özveri kavramının tekrar altı çizilmiş olur.

c) Âkile Hanım Sokağı, Tatarcık, Sonsuz Panayır gibi eserlerde temsil edilen Cumhuriyet dönemi kadınları ki bunların bir kısmı. Milli Mücadele
dönemini işleyen romanlardaki kadın imgelerinden izler taşırken cinsel kimliklerinden arınıp erkeğin yanında yoldaş olarak rol almaları kastediliyor, diğer bir kısmı da yeni türeyen zengin sınılındaki yozlaşmaların temsilcileri olarak sunulurlar.

Bu tez Handan (1912). Ateşten Gömlek (1922) ve Tatarcık (1939) romanları bağlamında Halide Edib'in bir yazar olarak feminizmini sorgulamayı ve romancının yazınsal uygulamalarının ataerkil söylemle ilişkilerini irdelemeyi amaçlıyor. Bu bağlamda özellikle romanlardaki kadın ve erkek karakterlerin temsil sorunu üzerinde yoğun lası lacak ve yeniden üretilen ataerkil söyleme, bu söylemle uyum içinde çizilen kadın-erkek imgelerine dikkat çekilecektir.

İlginizi çekecek diğer makaleler
  • Türk Tarımında Modernleşme Çabaları (1923-1950)

  • Yeni Türkiye devletinin kuruluşu ve ilanı

  • Osman Gazi ve Ahilik

  • Mehmet Rıfat Börekçi Kimdir

  • Osmanlı Beyliği´nin Teşekkülü

  • Eski Yunan´da Bilim Nasıldı

  • Farabi Kimdir

  • Türklerin Anayurdu ve Prototürkler

  • Ermeni Savaşı (Doğu Cephesi)

  • Semih Şentürk Kimdir

  • Yorum Yazabilmek için üye olmanız gerekmektedir!
    Kaynak :
    Gösterim Sayısı : 2078
    Aldığı Puan : 0
    Puanlama yap :
    Eklenme Tarihi : : 19.05.2014
    Anahtar Kelimeler
    Reklamlar
    izmir web tasarım
    Kadın sitesi
    hemoroid doktoru izmir
    Yüklenme Zamanı : 0,4680008 seconds