Kategoriler
Araba Bilgisayar Bilim ve Teknik Eğlence Elektronik Ev Bahçe Finans Hobi İletişim Kadın Kim Kimdir Kültür ve Sanat Müzik Sağlık Seyahat Siyaset Spor Yaşam Yiyecek İçecek


invilon web hosting kampanyası

Alinda antik kenti karpuzlu hakkında faydalı bilgiler

Seyahat / Antik Kentler
/Dosyalar/1594_alinda-antik-kenti.jpg

Bilge Umar’a göre Alinda sözcüğü Luwi veya Kar dilinden gelmiş olup “Işık” anlamındadır. İlk Çağ yazarlarından Arrianus bu kentten “Karia’nın en müstahkem şehri” diye bahseder. Hitit belgelerinde “IJALANTA” adıya anılan kent, M.Ö.451-450’de kısa bir süre Attika-Delos deniz birliğine girmişse da birlikte çok kısa bir süre kalmış ve sonra ayrılmıştır. Alinda kentinin tarih sahnesine çıkışının genellikle İ.Ö. 4. yy. olduğu söylense de kent hakkında bildiklerimiz İ.Ö. 14. yy'a kadar gitmektedir.Alinda, Hitit İmparatoru II. Mursilis (İ.Ö. 1350-1320) döneminde Sena Irmağı ülkesine bağlı bir kentti. II. Mursilis döneminde Alinda kentinin adının İalanti olduğu bilinmektedir. Bu bilgileri II. Mursilis'in anallerinden ve mısır yazıtlarından öğreniyoruz. Alinda’nın önem kazanması M.Ö.340’da Karya Satrabı Hekatemnos’un kızı Mausolos’un kardeşi olan Kraliçe Ada’nın yine kardeşi Pixodaros tarafından Halikarnassos’dan buraya sürgün edilmesiyle başlamıştır. Alinda’ya yerleşen kraliçe Ada burayı başkent yaparak son derece dirayetli bir yönetim sağlamış, iyi bir siyasetçi olan Ada, Büyük İskender Asya seferine çıktığında ona kentin kapılarını açmış ve adeta onu oğlu yerine koymuştur. Bunun altında kalmayan Büyük İskender Halikarnassos’u zaptedince onu tekrar Karia tahtına geçirmiştir. Ada burada İskender’den dolayı bir Hellen kültürünün gelişmesine yol açmış, hatta kentin adını bile değiştirerek “Latmos Alexandria” adını vermiştir. M.Ö.81’e kadar bu adı taşıyan kent bu tarihten itibaren tekrar Alinda adını almıştır. Büyük İskender’in ölümünden sonra Alinda Bergama Krallığının toprakları içerisinde kalmış,sonra da vasiyet yoluyla Roma yönetimine girmiştir. Kentin kudret ve ihtişamı Roma devrinde de devam etmiştir. M.S.III.ncü yy.da kendi adına sikke bastıracak konuma ulaşmıştır. Bizans döneminde önemini yitirerek Aphrodisias metropolitliğine bağlı bir piskoposluk merkezi olarak kalmıştır. Alinda bir ara İonyalıların işgaline uğramıştır. İonialılar Myletos'a gelmişler ve kentte bulunan bütün erkekleri öldürerek yönetimi ele geçirmişlerdir. Kocalarını ve erkek kardeşlerini öldürdükleri kadınları kendilerine eş olarak alan İonialı erkeklere karşı Myletoslu kadınlar karar almışlar ve onlarla aynı sofrada oturup yemek yememişler, onların karşısında konuşmamışlar, bir şekilde koca olarak bile kabul etmemişlerdir.

Kent surlarının hangi dönemde yapıldığı bilinmemektedir. Ancak Mausolos'un Karia Kralı olduğu dönemde bu surların takviye edilmiş olabileceği tahmin edilmektedir. Antik kentinin kalıntıları Demircidere köyünün (Karpuzlu) birkaç yüz metre ilerisinden başlamaktadır. Nitekim buradaki köy evlerinin duvarlarında heykel ve friz parçaları kullanıldığı gibi bazı evler Roma devri duvarlarının üzerine inşa edilmiştir. Kentin taşları yeni yapılanmalarda kullanıldığından pek az kalıntı günümüze gelebilmiştir. Kentteki tiyatro kalıntısı ile Agora ve üç katlı stoa dikkati çekmektedir. 90-30 m. ölçüsünde ve 15 m. yüksekliğindeki iki katlı agora’nın ilk katında dükkan olarak kullanıldığı sanılan odalar bulunmaktadır. Bunun üzerindeki ikinci kat ise çift sıra yarım sütunların oluşturduğu oldukça uzun bir galeri görünümündedir.Kent yapılarında mermerin kullanılmadığı, granit taşların kullanıldığı Alinda mezarlarında süs unsurlarına pek önem verilmediği dikkatlerden kaçmaz. C.H.Fellows,1840 da Demirci deresinde Alinda’nın bastığı sikkeleri bulmuş ve böylece daha önce Muğla yöresinde olduğu sanılan antik kentin yerini saptamıştır. Yüzyıllar boyu bu antik kentin taşları yeni yapılanmalarda kullanıldığından pek az kalıntı günümüze gelebilmiştir. Alinda’nın sırtına yaslandığı tepede yer alan akropolün güney yamacı oldukça dik ve kayalıktır. İki akropolden oluşan kentin etrafı surlarla çevrilidir. Bölgede arkeolojik kazı yapılmadığı için kent ile ilgili pek az şey bilinmektedir. Üç katlı agora yapsı kent için ayrı bir öneme sahiptir. Kentin M.Ö.334’den önce yapıldığı sanılan surları ve onları takviye eden duvarları dikkati çekmektedir. İki akropolü bulunan kentin etrafını çeviren , granit bloklardan kesilmiş olan bu surların yapımı teknik yönden Assos ve Latmos’dakilere benzemektedir. Tepenin en yüksek yerinde,oldukça iyi durumdaki kare plânlı iki katlı kuleler,tarihçi Arrianus’un “Karia’nın en muhteşem şehri” sözünü doğrulamaktadır. Bununla beraber kentin M.Ö.334’den önce yapıldığı sanılan surları ve onları takviye eden duvarları yine de dikkati çekmektedir. İki akropolü bulunan kentin etrafını çeviren , granit bloklardan kesilmiş olan bu surların yapımı teknik yönden Assos ve Latmos’dakilere benzemektedir. Tepenin en yüksek yerinde,oldukça iyi durumdaki kare plânlı iki katlı kuleler,tarihçi Arrianus’un “Karia’nın en muhteşem şehri” sözünü doğrulamaktadır. Alinda agora’sı duvar işçiliğinin mükemmelliğinden ötürü Anadolu’daki Hellenistik devir agoralarının en iyilerinden biri olarak nitelenmektedir. Agoranın batı kanadında ise üç katlı stoa bulunmaktadır. Akropolün güney-batısında, agora’ya göre biraz daha yukarda yer alan, M.Ö. III.yüzyılda yapıldığı sanılan tiyatronun da güzel bir duvar işçiliği vardır. Burası 35 oturma sırası bulunan orta büyüklükte, güzel bir duvar işçiliğine sahip bir tiyatrodur. Letoon, Alabanda, Assos ve Notion tiyatrolarını andıran Alinda tiyatrosunun iki yanındade diazomaya girişi sağlayan simetrik tonozlu geçitler dikkati çekmektedir.(1-4) Bu galerilerin tonozları,duvar örgüleri,düzgün sıralı granit taşları ile diğerlerinden yapım tekniği yönünden daha özenli işçiliği olduğunu göstermektedir. Cavea’sı Hellenistik dönemde yapılmış olmasına karşılık tonozlu geçidin bazı bölümleri ile Skenesi Roma dönemine aittir.

Kuzeyde, Akropolün bulunduğu tepeden biraz daha yüksekçe ikinci bir akropol daha vardır. Burasının ikamete mahsus binalarla dolu olduğu tahmin edilmektedir. Bu iki akropol kulelerle takviye edilmiş olan surla birbirlerine bağlanmışlardır. Akropolde biri küçük diğeri ise daha büyük olmak üzere iki mabedin varlığını belirten temel izlerine rastlanmıştır. Bunların hemen yakınında ise ne olduğu anlaşılamayan yuvarlak plânlı bir yapı kalıntısı ile karşılaşılmıştır. Roma döneminde inşa edilmiş olan su kemerleri oldukça iyi bir durumdadır. Kentin nekropolü ise yamacın doğu eteğindedir. Alinda Kentinin tanııtmı için Karpuzlu Belediyesi tarafında Alinda Festivalleri düzenlemeye başlamış, Alinda Kentini tanımak ve tarihi eserleri ile tarihini ortaya koymak macıyla Avusturyalı arkeologlar tarafından kazı çalışmalarına başlanmıştır

 

İlginizi çekecek diğer makaleler
  • Adana Sevgi Adası

  • Afyon İmaret Cami

  • Termessos antik kenti Korkuteli

  • Afyon Eğerli Kaya Kilisesi

  • Phaselis antik kenti Finike

  • Şırnak Meryem Ana Kilisesi

  • Afyonkarahisar Müzesi

  • Adana Misis Antik Kenti

  • Adıyaman Palanlı Mağarası

  • Afyon Yedikapılar Manastırı

  • Yorum Yazabilmek için üye olmanız gerekmektedir!
    Kaynak :
    Gösterim Sayısı : 1915
    Aldığı Puan : 0
    Puanlama yap :
    Eklenme Tarihi : : 26.03.2014
    Anahtar Kelimeler
    Reklamlar
    izmir web tasarım
    Kadın sitesi
    hemoroid doktoru izmir
    Yüklenme Zamanı : 0,4680008 seconds