Kategoriler
Araba Bilgisayar Bilim ve Teknik Eğlence Elektronik Ev Bahçe Finans Hobi İletişim Kadın Kim Kimdir Kültür ve Sanat Müzik Sağlık Seyahat Siyaset Spor Yaşam Yiyecek İçecek


invilon web hosting kampanyası

Erken Dönem Anadolu Türk Mimarisi hakkında faydalı bilgiler

Kültür ve Sanat / Mimari
/Dosyalar/1292_erken-donem-anadolu-turk-mimarisi.jpg

Çok eski çağlardan beri bir uygarlık merkezi olan Anadolu’nun tarihsel, kültürel, demografik ve mimari çehresi Türklerin 10. Yüzyıldan itibaren bu topraklara yerleşmeye başlamasıyla değişmiştir. Anadolu kültürü ile Orta Asya’dan göç eden Türklerin aynı coğrafyada birlikte var olma süreci hem Anadolu’nun hem de Türklerin yaşam biçimlerinin değişmesi ve yeni bir oluşuma doğru evirilmesine neden olmuştur. Büyük Selçuklu Sultanı Alpaslan’ın Anadolu’nun hâkim gücü Bizans Devleti karşısında 1071 yılında Malazgirt’te kazandığı savaşın ardından Türkler göçer, yarı göçer ve kentli gruplar olarak kitleler halinde Anadolu’da yerleşmeye başladılar. Anadolu’nun batısında İznik’i de içine alan bölgede, Kutalmışoğlu Süleyman Şah önderliğindeki gruplar Anadolu Selçuklu Devletinin temellerini attılar. Bu bölgede
Bizanslılar ve Haçlılarla mücadele sürerken, doğu ve güneydoğu bölgesine yerleşen komutanlar ilk Türk beyliklerini kurdular ve erken Anadolu-Türk sanatının örneklerini vermeye başladılar (Altun, 1988). Diyarbakır, Mardin, Hasankeyf ve Harput civarında kurulan Artuklu Beyliği, Anadolu’da başlayan Türk çağının ilk ve yetkin örneklerini verdiler. Bu dönemde yapılan 1091 tarihli Diyarbakır Ulu Camisi Türklerin Orta Asya’da geliştirdiği plan şeması yerine Şam Emeviye Camisi’nin etkilerini gösterir. Ancak
daha sonra yapılan Mardin, Silvan ve Kızıltepe Ulu camilerinde mihrap önü kubbesinin anıtsal boyutlara ulaştığı, hem dış hem de iç mekânda yapının belirgin öğesi olmaya başladığı görülebilir. Medrese tipolojisinin ise genel olarak revaklı, eyvanlı ve açık avlulu Orta Asya kökenlerine bağlı olduğu
görülebilir. Sivas, Tokat, Niksar, Amasya, Kayseri ve Malatya bölgesinde yerleşen Danişmenliler tarafından yapılan 1205 tarihli Kayseri Ulu Camii ve Kayseri Kölük Camii’nde mihraba dik sahınların oluşturduğu çok ayaklı plan şemasında mihrap önü kubbesi belirgindir. Bu camilerde Büyük Selçuklu
dönemi camilerinde görülen avlu fikrini yaşatan ikinci bir küçük kubbe daha bulunmaktadır (Altun,1988). Bu özellik daha sonra yapılan diğer camilerde de görülecektir.
Cami tasarımında görülen farklılaşmalar medrese ve diğer yapı türlerinde de görülmektedir. En önemli yenilik kapalı medreselerin ortaya çıkışıdır. Bu tipin en erken örneklerinden olan 1158 tarihli Tokat, Niksar Yağbasan Medresesi’nin eyvan ve hücrelerin sardığı avlu, büyük bir kubbe ile örtülüdür. (Tanyeli, 1997: 90) Orta Asya mimari geleneğinin en özgün yapı türü olan anıt mezarların Anadolu’da yapılmaya devam ettiği görülmektedir. Niksar Kırkkızlar Kümbeti bu geleneğin örneklerindendir.
Malazgirt Savaşından sonra Anadolu’da kurulan ilk beylik olan Saltuklular, Erzurum ve civarında eserler vermiştir. 

Divriğ ve çevresine yerleşen Mengücekliler’den günümüze kalan en önemli eser, Dünya Kültür Mirası ilan edilen, 1229 tarihli, anıtsal Divriğ Ulu Camisi ve Şifahanesidir. Anadolu Ortaçağ mimarisinin en özgün yapılarından biri olan bu külliye, birbirine bitişik iki yapıdan oluşmaktadır. Mimarı Ahlatlı Hürrem Şah’tır (Kuban, 2009). Caminin plan şeması, mihraba dik gelişen, çok ayaklı, mihrap önü kubbesi hem dışta hem de iç mekânda vurgulanmış, dikey ve yatay sahınların kesişme noktasında üstü açık bir ışıklık kubbesi ile 13. Yüzyıl’da Anadolu’da inşa edilen birçok cami ile benzer bir plan kurgusunu paylaşmaktadır. Caminin taşıyıcı ayakları arasında kalan her birim farklı biçimde tonozlarla örtülüdür. İçinde türbenin de yer aldığı Şifahane ise iki katlı, dört eyvanlı, avlulu Orta Asya geleneksel plan şemasına sahiptir. Kapalı avlunun üstü bir ışıklıkla açılmıştır. Tonoz üst örtülerinde, mihrabı ve minberinde görülen bezeme yetkinliği dört bir yanında bulunan taç kapılarında en yüksek noktaya ulaşır. Eşsiz bir yaratma durumunun ürünü olduğu açıkça belli olan bu anıtsal taç kapılarda stilize bitkisel ve hayvansal motifler üstün bir taş işçiliği ile yorumlanmıştır.

İlginizi çekecek diğer makaleler
  • Tac Mahal

  • Çin Seddi

  • Büyük Selçuklu Dönemi Mimarisi

  • Erken Dönem Anadolu Türk Mimarisi

  • Anadolu’da Beylikler Dönemi Mimarisi

  • Anadolu Selçuklu Mimarisi

  • Türkiye’de 2003 Yılında Yaşayan Geleneksel Mimari

  • Yorum Yazabilmek için üye olmanız gerekmektedir!
    Kaynak :
    Gösterim Sayısı : 1468
    Aldığı Puan : 5
    Puanlama yap :
    Eklenme Tarihi : : 09.03.2014
    Anahtar Kelimeler
    Reklamlar
    izmir web tasarım
    Kadın sitesi
    hemoroid doktoru izmir
    Yüklenme Zamanı : 0,4056007 seconds