Kategoriler
Araba Bilgisayar Bilim ve Teknik Eğlence Elektronik Ev Bahçe Finans Hobi İletişim Kadın Kim Kimdir Kültür ve Sanat Müzik Sağlık Seyahat Siyaset Spor Yaşam Yiyecek İçecek


invilon web hosting kampanyası

Osmanlı döneminde yüzme sporu hakkında faydalı bilgiler

Spor / yüzme
/Dosyalar/1067_osmanli-doneminde-yuzme-sporu.jpg

Türkiye’de yüzmenin tarihi oldukça eskilere dayanır. Bunun bir spor mahiyetini taşımamasına rağmen iddialı yüzme yarışlarının yapıldığı da sık görülür. Ancak bu bir spordan ziyade bir iddialaşma sonucu yapılan, birbirini yüzerek geçme deneme ve çabalarından öteye gidemez. Geçtiğimiz yüzyılda başta İstanbul ve İzmir olmak üzere bazı büyük şehirlerimizin kıyılarında kurulan ahşap deniz hamamlarının da yüzme sporunun sevilip, yerleşmesinde ve yayılmasında önemli rolü olduğu muhakkaktır. Kıyılarda denizlere çakılan ağaç kazıkların arasına tahta perdeler çakmak suretiyle çevrilen ve deniz içinde oluşturulan tahta havuzlardan ibaret olan bu deniz hamamları yaz aylarında İstanbul ve İzmir halkının büyük ilgisini çeken yerler olmuştur.

Türkiye’de yüzme sporunun gelişmesi şu sırayı izler;

Göllerde, nehirlerde ve deniz kıyılarında tatbik edilen ve “köpekleme” diye anılan stilde ilk yüzme denemeleri. Bu stilde kollar, su içinde kısa daireler çizmek suretiyle hareket halindedir. Eski yüzücüler buna “Hazret-i Adem stili” de derler.
“Köpekleme” den “Kulaç” ‘a geçiş. Eski günlerin belli başlı kulaç stillerinden biri “Karadeniz Kulacı” denilen ve kolu dirsekten bükmeden ileri doğru sert hareketle atmaya dayanan stildir. Bu stilde yüzen bir yüzücünün göğsünün su hizasına kadar çıktığı görülür .Karadeniz’in dalgalı ve çırpıntılı deniziyle mücadelede etkili olan bu stil bu nedenle “Karadeniz Kulacı” adıyla anılmıştır.
Yine bu stili andıran, fakat hareketlerin daha sert ve çabuk olduğu bir kulaç şekli daha görülür ki, buna”Devri Mahmudiye Kulacı”denilmektedir. Bu kulaç şeklinin, 11.Sultan Mahmud zamanında donanmanın yeniden ıslahı yapılırken denizcilerin de özel bir eğitime tabi tutulmaları sırasında ortaya çıkarıldığı ve donanmada öğretildiği için bu adla anıldığı bilinir.

Klasik kulaçlama şekilleriyle ilk yarışmaların başlaması,
Klasik kulaçtan yüzme sporunda modern kravl stiline geçiş ve bunu izleyen kurbağalama, sırtüstü ve daha sonraları da kelebek stillerinin Türk yüzme sporuna girişi.
Deniz hamamlarında “Karadeniz kulacı” ve “Devr-i Mahmudiye Kulacı” ile yüzenler, daha sonra bunların ikisinin karışımından oluşan ve bugün “klasik kulaç” dediğimiz şekille yüzenler ‘çömlekleme‘ adıyla tabir edilen havada bağdaş kurarak denize atlamalar bu gelişmede ilk noktaları meydana getirmektedir.

Geçtiğimiz yüzyılda İstanbul’un en gözde deniz hamamları Kadıköy, Moda ve Boğaziçi kıyılarındaydı. Ayrıca Boğazdaki yalıların bazılarında da özel deniz hamamları vardır. Bu tarihi deniz hamamlarından günümüze sadece “Moda Deniz Hamamı” ile Boğazın Rumeli kıyısında birkaç özel hamam ulaşabilmiştir. Kadınlarla erkeklerin ayrı kapalı bölümlerden denize girdikleri, etrafı tahta perdelerle çevrili deniz hamamları İle kadınlar bölümü çevresine erkeklerin sokulmalarını önlemek için devriye dolaşan zaptiye kayıkları nice yıllar İstanbul yazlarına renk katmakla kalmamış, aynı zamanda Türk yüzme sporuna da büyük hizmette bulunmuştur. İlk Türk yüzücülerin in bu deniz hamamlarında yüzmeyi öğrendikleri ve buradan yüzme sporuna geçtikleri görülür.

İstanbul’da olduğu gibi İzmir’deki deniz hamamları da İzmir’de yüzme sporunun doğup gelişmesinde önemli rol oynamıştı. Karşıyaka, Güzelyalı ve Alsancak kordonlarında uzanıp giden İzmir deniz hamamlarının yıllar önce tarihe karıştığı, bunlardan bazılarının yakın zamana kadar ancak kazıklarının su içinde görüldüğü bilinir.

Deniz hamamlarının tahta perdelerinin dışına çıkarak kulaç atan ve kıyılardan “açılmak” merakında olanların da Türkiye’de mukavemet yüzücülüğünün daha çabuk gelişmesinde önemli katkısı olmuştur.

Türkiye’de modern anlamda yüzme sporuna ilk adımın 1973 yılında Galatasaray Sultaniyesi‘nde atıldığı görülür. Okulun Fransa’dan gelen Beden Eğitimi Öğretmeni M. Moiroux, aynı zamanda iyi bir yüzücü olduğundan Galatasaray Sultaniyesi öğrencilerine jimnastiğin yanısıra yüzmeyi de öğretmiştir.

M. Moiroux daha sonra yüzbaşı rütbesiyle Tophane Askeri Sanat Mektebi’ne öğretmen olmuş, orada da Türk öğrencilerine yüzme öğretmeni olarak bu sporu öğretmeyi sürdürmüştür. Geçtiğimiz yüzyılda Türk okullarında “yüzme Muallimi“‘nin görev yapması, günümüz anlayışından çok ileri bir anlayışın hakim olduğunu göstermektedir.

Yine bu yıllarda Heybeliada’daki Mekteb-i Fünun-ı Bahriye‘nin (Deniz Harp Okulu) iç yönetmenliğinin 19. Maddesinde, okulun her öğrencisinin denize girmek ve yüzme öğrenmekle mükellef bulunduğu kesinlikle belirtilmekteydi. Bu okulda öğrenciler, bellerine ipler bağlanmak suretiyle yüzme öğreniyorlardı. Bu Deniz Harp Okulu çatısı altında geleneksel bir sistem olarak pek uzun yıllar devam etmiştir.

Böylece Türkiye’de yüzme sporunun tohumlarının ilk atıldığı ve filizlerini verdiği yer okullar olmuştur, diyebiliriz.

İlginizi çekecek diğer makaleler
  • spor klüplerinde yüzme sporu

  • Rafting Sporu Nedir Nasıl Yapılır

  • Dalgıçlar denize dalarken neden azotu azaltırlar

  • Yüzme yarışları niçin dört ayrı stilde yapılıyor

  • Yüzme Sporu

  • Osmanlı döneminde yüzme sporu

  • Yüzme Hakkında Bilgi

  • İlk bayan yüzücüler ve yarışmalar

  • Türk yüzme tarihi

  • Yüzme öncesi ve sonrası beslenme nasıl olmalıdır

  • Yorum Yazabilmek için üye olmanız gerekmektedir!
    Kaynak :
    Gösterim Sayısı : 3151
    Aldığı Puan : 0
    Puanlama yap :
    Eklenme Tarihi : : 27.02.2014
    Anahtar Kelimeler
    Reklamlar
    izmir web tasarım
    Kadın sitesi
    hemoroid doktoru izmir
    Yüklenme Zamanı : 0,5148009 seconds